Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014

Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 haberi, Magnum Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 dün akşam gerçekleşti. Altın Kelebek Ödül Törenleri 22.06.2014 tarihinde gerçekleşen ödül törenleri sonucu bir çok ünlü ödül sahibi oldu.İşte Detaylar...

Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 haberi, Magnum Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 dün akşam gerçekleşti. Altın Kelebek Ödül Törenleri 22.06.2014 tarihinde gerçekleşen ödül törenleri sonucu bir çok ünlü ödül sahibi oldu.İşte Detaylar...
Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 haberi, Magnum Altın Kelebek Ödül Törenleri 2014 dün akşam gerçekleşti. Altın Kelebek Ödül Törenleri 22.06.2014 tarihinde gerçekleşen ödül törenleri sonucu bir çok ünlü ödül sahibi oldu.İşte Detaylar...
41.Magnum Altın Kelebek Ödülleri'nin Sahipleri işte o ünlü isimler...
EN İYİ KADIN OYUNCU: SERENAY SARIKAYA
EN İYİ ERKEK OYUNCU : Halit Ergenç
EN İYİ KADIN SUNUCU: ESRA EROL
EN İYİ ERKEK SUNUCU: İLKER AYRIK
EN İYİ YERLİ DRAMA: KÜÇÜK AĞA
EN İYİ KÜÇÜK OYUNCU: EMİR BERKE ZİNCİDİ
EN İYİ KOMEDİ DİZİSİ: ARKADAŞIM HOŞGELDİN
EN İYİ KADIN KOMEDİ OYUNCUSU: BİNNUR KAYA
EN İYİ ERKEK KOMEDİ OYUNCUSU: TOLGA ÇEVİK
EN İYİ MÜZİK GRUBU: DUMAN
EN İYİ DİZİ MÜZİĞİ: TOYGAR IŞIKLI
EN İYİ DİZİ YÖNETMENİ: ALTAN DÖNMEZ (GÜNEŞİ BEKLERKEN)
EN İYİ TÜRK POP MÜZİĞİ ERKEK SOLİST: MURAT BOZ
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN SOLİST: İREM DERİCİ, MABEL MATİZ, OĞUZHAN KOÇ
EN İYİ KADIN HABER SUNUCUSU: NAZLI ÇELİK
EN İYİ ERKEK HABER SUNUCUSU: İRFAN DEĞİRMENCİ
EN İYİ YARIŞMA PROGRAMI: BÜYÜK RİSK
EN İYİ FANTEZİ MÜZİK KADIN SOLİST: SİBEL CAN
EN İYİ SPOR PROGRAMI: MARATON
TÜRK HALK MÜZİĞİ ÖZEL ÖDÜLÜ: ZARA-KUBAT
EN İYİ KLİP: YALIN’IN YENİDEN KLİBİ
EN İYİ SENARYO YAZARI: EYLEM CANPOLAT-SEMA ERGENEKON (KARADAYI)
EN İYİ MAGAZİN PROGRAMI: SÖYLEMEZSEM OLMAZ
EN İYİ KÜLTÜR-SANAT PROGRAMI: AFİŞ
EN İYİ TÜRK POP MÜZİĞİ KADIN SOLİSTİ: GÜLŞEN
YILIN ŞARKISI: YATCAZ KALKCAZ HOP ORDAYIZ BESTECİ VE SÖZ MÜZİK : GÜLŞEN

NUEVE REİNAS(DOKUZ KRALİÇE) FİLMİ ÇÖZÜMLEMESİ


A)NUEVE REİNAS Filminin Görüntüsel Anlamı
Film akşam saatlerinde benzin istasyonunda iki dolandırıcının karşılaşmasıyla başlar.Benzin istasyonunda dolandırıcılık yaparken yakalanan  Juan meslektaşı Markos tarafından kurtarılır ve Markos ortağından yeni ayrılmıştır.Juan’a  iş teklif eder.İlk başlarda bu teklife sıcak bakmayan  Juan  kendini birden olayların içinde bulur Markos onu kandırmıştır.
Cafede otururlarken Markosa  bir telefon gelir.Arıyan kız kardeşi  Valeria dır.Juanla kız kardeşinin çalıştığı otele giderler.Eski dolandırıcı bir arkadaşı Markosa  çok değerli pullardan söz eder satmak istediğni söyler.Bu pullar filmede adını veren dokuz kraliçedir.Orjinalleri kız kardeşinde saklıdır ve abisi birebir kopyasını yapmıştır fakat çok hasta olduğundan  bu işi Markostan rica eder.Markos  bu ortaklıktan yüzde doksanlık bir pay ister ve Juan la ortak olup plana koyulurlar.  
Bu arada Markos ve kız kardeşi küstür.Markos  kendi ailesinide dolandırmıştır.
İkili planlarını gerçekleştirirken başlarından pek çok olay ve dalevere  geçer .Pulların birebir kopyalarını  çaldıran ikili  çareyi pulların esas sahibinin kapısını çalmakta bulur.Kadınla 250.000dolara anlaşırlar bu şekilde otelde anlaştıkları zengin iş adamına iki katı fiyatına satacaklardır.Bu arada karşılarına çıkan kişiler bu pastadan pay almak isterler.
Sonunda oteldeki iş adamyla bir araya gelirler fakat iş adamı Markos’un kız kardeşi  Valeria yı çok beğenmektedir ve ancak onunla bir gece geçirirse parayı vereceğini söyler.Valeria Markosun tüm gerçeği küçük erkek kardeşlerine anlatması şartıyla teklifi kabuleder. Gecenin sabahında bir çekle odadan çıkar.Fakat çekin yazıldığı banka batmak üzeredir.Filmin dikkat edilmesi gereken noktalarından bir diğeri de, bu bankanın batacağı bilgisinin önceden birilerine sızdırılması hakkında yapılan bir yorum. Ufak bir detay gibi görünen bu yorum, aslında büyük bir göndermeyi de barındırıyor içinde bana kalırsa. Asıl dolandırıcının kim olduğunun sorgulanması gerektiğini belirtiyor bu noktada. Doğrusunu isterseniz, batan bankaların sahiplerinin, borsayı maniple ederek halkın cebini boşaltanların, devalüasyondan, spekülasyondan önceden haber alanların –ki filmdeki alıcı filatelist, böylesi kirli bir adamın temsili sanki- yanında Marcos ile Juan bir nevi ahir zaman Robin Hood’u bile sayılabilir aslında.
 Fabián Bielinsky’nin ne üzücü ki son filmi olan Dokuz Kraliçe, Juan’ın film boyunca anımsamaya çalıştığı, finalde ne hikmetse bir anda anımsayıverdiği, filmde McGuffinvari bir niteliği de bulunan Rita Pavone’nin il ballo del mattone şarkısı eşliğinde nihayete ererken, damağınızda hayretler içinde bırakan bir tat bırakmış oluyor.

B)Gösterge Çözümlemesi
GÖSTERGE:  İnsan,duygu,yalan,risk,öfke,korku
GÖSTEREN:Hırsızlık,benzin istasyonu,müzik,yüzük,pullar ve para
GÖSTERİLEN:Aile,yaşanmışlık,maskelerin altında ki farklı yüzler,soygun,dram,oyun
Maskeler altında farklı yüzler dedim çünkü film tam bir ters köşe.Raydan çıkanları izleyenler ne demek istediğimi anlıycaktır.Film de kusursuz bir kurgu var.Son üç dakikası için bile izlemeye değer.En önemli gösterilen bu bence kim suçlu kim masum…
En iyi gösterge kesinlikle oyuncuların performansı bu da filmin sonunda anlaşılıyor.

C)Dizisel Ve Dizimsel Gösterge:
Birleşmek-Ayrılmak
Doğruluk-Yalan
Almak-Vermek
İnanmak-İnanmamak
Kalmak-Gitmek
Oynamak-Oynamamak
Filmin çözümlenmesinde oluşturulan bu farklılıklar verilmek istenilen mesajın öğelerini ortaya çıkarmaktır.Burda asıl dolandırılan kimdir ve ne için dolandırılmaktadır?Söz konusu bir intikam mı yoksa maceramı?

D)Kodlar:
Film de pul nesnesinin kullanılması ve başından beri hatırlanmayan şarkı belki de evrenselliği simgeliyor.Pullar asırlardır mektupların, bağların vazgeçilmezidir ve pullarla son bulan mektuplar kimbilir neleri anlatmaktadır tıpkı filmdeki gibi.Burda da pullar en temel rolü oynuyor oyunun başlaması için.Birden iflas eden bankada soru işareti bırakıyor ve bundan ekibin nasıl haberi oluyor belkide bu içinde bulunduğmuz adil olmayan sisteme bir gönderme…

E)Metafor ve Metonimi Kullanımı:

Pullar film de varılmak istenen, planlanan sonun bir parçasıdır.Mesafeleri bağlayan pullar Markosuda plana bağlamıştır.Juan ın filmin başından beri hatırlamadığı şarkıyı final de hatırlaması tesadüf değildir.Şarkı sevinci zaferi anlatmaktadır ve Juan istediği sona ulaşınca parçayı birden hatırlar.Banka iflasıda pilanlıdır ve çarka bir gönderme sayılabilir.

ONİBABA FİLMi ÇÖZÜMLEMESİ

        
   1964 :  ONİBABA FİLMiNİN ÇÖZÜMLEMESİ

İnceleme
1964 : Onibaba Filmininin Görüntüsel Çözümlemesi
Filmin temelinde Ortaçağ Japonyasında iç savaşlar sırasında geçen bu doğaüstü dramda, oğlu savaşa gidip dönmemiş yaşlı bir kadının, geliniyle birlikte yaşadıkları bataklıklarda gelip geçen yaralı askerleri tuzağa düşürerek öldürmeleri, sonra da silah ve teçhizatlarını yiyecek karşılığında satarak geçimlerini sağlamaları konu edilmektedir. 
14.yy'da Japonya da Nanboku-chō döneminde Kuzey ve Güney hükümdarlıkları arasında uzun süreden beri devam eden iç savaş sırasında zorla askere alınan ama bir daha geri dönmeyen savaşçı Kichi'nin yaşlı annesi ve karısı Jitsuko, insan boyundaki yabani otlarla (susuki otları) kaplı bataklık bir bölgede fakirlik içinde hayatta kalmaya çalışırlar. Kichi'nin dönmesini beklerken o bölgeden gelip geçen, yolunu kaybetmiş yaralı askerleri sazlıklarda tuzağa düşürerek öldürürler, sonra da üzerlerinde ne var ne yok soyarlar, çıplak cesetlerini de bataklıktaki derin bir kuyuya atarlar. Askerlerin değerli silah ve zırhlarını da yiyecek karşılığında civardaki bir tüccara satarak geçimlerini sürdürürler.
Bir gün oğluyla birlikte savaşa gitmiş olan komşularından Hachi (Kei Sato) savaştan kaçarak gelir ve yaşlı kadına oğlunun öldüğünü kendi gözleriyle gördüğünü söyler. Gelinini yanında tutan tek şeyin oğlunun bir gün çıkıp geleceği umudu olduğunu çok iyi bilen yaşlı kadın bu haberle yıkılır. Yakınlardaki kendi kulübesine yerleşen bu güvenilmez, çıkarcı asker kaçağı gelinine asılmaya başlar, gelin de ona karşı ilgisiz değildir. Her üçü birlikte askerleri öldürüp soymayı sürdürürlerken gelini ve Hachi arasında başlayan cinsel yakınlaşma yaşlı kadını kaygılandırır. Gelini kendisini terkettiği taktirde bu işi yalnız başına sürdüremeyip aç kalacağı endişesine kapılan yaşlı kadın bu birlikteliğe engel olmak için çareler aramaya başlar, hatta bu hoyrat, kaba saba adama gelini yerine kendisiyle yatmasını bile teklif eder ama ret cevabı alır. Bir sonraki aşamada ise gelinine, yaptığı zina yüzünden (Kichi'nin ölüp ölmediği bile kesin değildir) cehennemde çekeceği ızdıraplarla ilgili korkunç hurafeler anlatmaya başlar, yani onu elinde tutabilmek için dini inançlarını kullanmaya kalkar. Bu da fayda etmeyince ikilinin geceleri buluşmalarını engellemek ve gelinini adamdan uzak tutmak için son bir çözüme baş vurur: öldürdüğü samuraylardan birinin korkutucu maskesini alarak kendi yüzüne takar. Maske sayesinde gece karanlığında şeytani bir yaratığın görünümünü kazanan yaşlı kadın, ölmüş kocasını aldattığı için cezalandırılacağı inancına kapılan gelinini korkutmayı başarır. Ama bu kez daha da garip bir şey olur ve maske kadının yüzüne yapışır kalır.




Sert vahşi sahnelerle dolu olan film ilk planda, savaş şartlarının ve bunun getirdiği kargaşa ve kıtlığın insanları vahşileştirerek zalimleştirmesi temasını işler. Filmde de Ortaçağ Japonyasında çok uzun süren ve kimin kazandığı hemen belli olmayan bir iç savaşın bir avuç insanı nasıl etkilediği üzerine yoğunlaşılmıştır. Uzun süren savaş ve zorla askere almalar nedeniyle tarımsal üretim neredeyse durmuştur. İnsanlar hayatta kalabilmek için temel dürtüleriyle hareket ederler. Ortada bir cehennem tasviri vardır. Yaşlı kadın ve gelininin içinde yaşadığı bataklık bölge susuki otları adı verilen insan boyunda yabani sazlarla kaplıdır. Sürekli olarak rüzgarla dans edercesine dalgalanan bu otlar filmin karakterlerinden biri gibidir.
İnsan doğası, cinsellik sembolizmi, din ve tabu, erdem üzerine ilginç alt metinler barındıran filmde cesetlerin atıldığı derin kuyu kadın cinsel organını simgeler. Gelinle adamın bataklıkta çırılçıplak koşmaları Adem ve Havva'yı çağrıştırır. Cinsellik de tıpkı cinayet gibi en doğal, saf haliyle betimlenir.

B) Gösterge Çözümlemesi

Gösterge :

Maske, İnsan, Doğa,Sıradanlık,Şiddet
Gösteren :
Kadın,Cinayet,Doğa,Psikolojik etkiler
Gösterilen :
Korku, Öfke, Şiddet,Cinsellik,İnanç

Bu filmde gösterilenleri alt grupda inceleyebiliriz. Filmde kullanılan yaşlı kadının gelinini korkutmak için kullandığı Maske, eski Japonya kültüründe varlığını sürdürmüş bir inanç geleneğidir. Yine filmde gelinin ve erkeğin çıplak olması Adem ile Havva’nın sembolik olarak anlatımıdır. Bu bir metafordur.
C) Dizisel ve Dizimsel Gösterge
Bu başlık altında iki karşıtlık verilmiştir.
İnanç-İnançsızlık, Korku- Korkusuzluk, Cinsel Dürtüler-Cinsel kaçınma,Şiddet-Sevgi
Filmin çözümlenmesinde oluşturulan bu farklılıklar verilmek istenilen mesajın öğelerini ortaya çıkarmaktadır.

D) Kodlar

Bu filmde sıradan insanın ele alınması filmin kodu olarak gözümüze çarpmaktadır.

Onibaba’da insanlar hep ufak tefek ve uzun, upuzun sazlıkların çevrelediği gölün etrafında dolanıyor.. Evet, uzun salınan sazlıklar bana göre dünyanın, insanları çevreleyen toplumun sembolü. Kuroneko’da da çalılıklar aynı sembolik sonla kullanılıyor. Uzun, sık ve salınan sazlıklar bahsetmeye çalıştığım sıradanların yaşadığı ve ağaların, politikacıların gözlerinin ulaşmadığı dünya…
E) Metafor ve Metanomi Kullanımı

Filmde çıplaklık yani cinsellik,sazlıklar ve maske metafor olarak kullanılmıştır.

F ) Sonuç



Sonuç olarak  1964: ONİBABA filminin ana konusu insanlığın hikayesidir.
1964 Japonya yapımı fantastik korku filmidir. Film birçok ülkede genellikle özgün adıyla, ara sıra da özgün adının o dildeki anlamına karşılık gelen adlarla gösterilmiştir. Türkiye'de de birkaç kaynakta filmin adı Onibaba olarak belirtilmiş olmakla birlikte, tek bir kaynak filmin Türkçe adının Kadın Katiller olduğunu belirtmiştir.
Japon folklarunda ihtiyar kadın görünümündeki insan yiyen canavarlara Onibaba adı verilmektedir, film adını bu efsaneden almıştır..
Onibaba’da asıl tarihsel ilgi sıradan insanlara, onların karşılarına çıkan günlük açmazlar karşısında kendilerini taşıyabildikleri enerjilerine odaklanıyor..

Altın Palmiye, Nuri Bilge Ceylan'ın 'Kış Uykusu'na

Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği 'Kış Uykusu' filmi Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'ne layık görüldü.
Ceylan ödülünü alırken, "Ödülümü son bir yılda Türkiye'de hayatını kaybeden gençlere adıyorum" dedi.
Ceylan ödülüün Uma Thurman ve Quentin Tarantino'nun elinden aldı.
Bu ödül daha önce 1982 yılında 'Yol' filmiyle yine Türkiye'ye gitmişti.

Başrolde Haluk Bilginer var

'Kış Uykusu'nun başrolünde Haluk Bilginer yer alıyor.
Filmin diğer önde gelen oyuncuları Demet Akbağ, Melisa Sözen, Ayberk Pekcan, Serhat Mustafa Kılıç, Tamer Levent, Nejat İşler ve Nadir Sarıbacak.
Filmde Kapadokya'da inzivaya çekilen emekli bir oyuncunun hikayesini anlatılıyor.
Cannes'da En İyi Yönetmen Ödülü ‘Foxcathcher’ filmiyle Bennet Miller’ın oldu.
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Timothy Spall’a (Mr. Turner), En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Julianne Mooore’a (Map to Stars) gitti.
Jüri Özel Ödülü, Xavier Dolan imzalı 'Mommy'ye, En İyi Senaryo Ödülü Andrey Zvyagintsev'in 'Leviathan'ına gitti.

Cannes'daki ilk ödülü değil

Ceylan, 'Uzak' filmiyle 2003'te ‘Büyük Jüri Ödülü''nü kazandı.
2006'da 'İklimler' Cannes'da FIPRESCI ödülüne layık görüldü.
2008'de 'Üç Maymun' ile En İyi Yönetmen ödülünü aldı.
2009 yılında festival jürisinde yer alan Ceylan, 2011'de ise ''Bir Zamanlar Anadolu' ile yine 'Büyük Jüri Ödülü'ne layık görüldü.
| | | Devamını Oku Blogcu

OBEN YILMAZ’IN BİR İLLÜSTRASYON ÇALIŞMASININ GÖSTERGEBİLİMSEL AÇIDAN ÇÖZÜMLENMESİ VE İNCELENMESİ

Gösteren ( Düz anlam) : Soyutlanmış iki kadın figürü, siyah beyaz lekeler kadınlarla birlikte kompozisyon oluşturulmuş. Kompozisyon içinde iki kadın ve iki sperm bulunmaktadır…
Gösterile ( Yan anlam) : iki kadının sanki çıplakmışcasına görünen bedenleri ; havada asılı kalmış, esnek, rahat görünmektedir bunlar sanki özgürlüğü yansıtmaktır.



      Negatif ve pozitif renkleri bir arada kullanmış olması ortaya bir boşlukla saflıkla karışan siyah renklerin ahenkli bir bütünlüğünü oluşturmaktadır. İlk bakışta ben baktığımda anlam veremedim bu resme soyut olarak gözlemledim sanki sadece renklerle alakalı bir resim diye yorumladım kendimce ama resme dikkatli baktığımda metaforik bir anlamı olduğunu görebildim iki kadın havada yüzlerini saklıyarak esnek pozisyondalar. Ve vücut hatlarını güzel bir şekilde saklamış, onları  ayrıntılarda vermiştir. Sade siyah olan o saç kısmında ise hem saç, hem de sperme benzeyen şekiller mevcuttur. Sperm ve saç bir metafordur,  yani saçın o şekli spermi andırırken kadının doğurgan bir yapıda olduğunuda vurgulamaktadır. Resmin pikselinde sıkıntı olduğundan dolayı kadın şeklinde, geometrik şekillerin net olarak nasıl olduğunu vurgulayamıyorum yalnız görebildiğim şekillerin üst üste birleşerek kadın vücudunu ortaya çıkararak anlattığı bir anlatım.

Özgürlük  kadınların sürekli ağızlarında arayıpta yarım yamalak buldukları, hala kadın erkek eşit denilsede aslında eşit  olmadığını her zaman süregelir. Evet bir kadın olarak bende diyorum özgürüz ama ne kadar? Bu çok uzun tartışılabilecek  bir mevzuudur. Yalnız burda iki kadın figürünün umursamaz esnek ve bir o kadarda takmazcasına rahatlıkları  sadece özgürlüklerini dile getiriyor olarak görüyorum.

YASEMİN ULUSOY

2. Uluslararası Altın Çınar Film Festivaline Katılmanız İçin 8 Neden


2.Uluslararası Altın Çınar Film Festivaline Katılmanız İçin 8 Neden


Sinemada çınar ağacı çok kültürlülüğü,kadimliği,köklü bir geçmişi simgeler.5000 yıllık bir geçmişe sahip olan Kayseribu tarih içerisinde bir çok medeniyete  ev sahipliği yapmıştır.Bu yıl 2.si düzenlenecek olan Uluslararası AltınÇınar Film Festivali 21-25 Mayıs tarihleri arasında Kayseri'de gerçekleşecek.

1-) Belgesel denince ilk akla gelen isimlerden Ertuğrul Karslıoğlu.

Keçenin Teri,Suyla Gelen Kültür,Fırat'ın Türküsü üçleme belgeselleriyle hafızalara kazınan belgesel sinema yönetmenliğinde kült bir isim olan Ertuğrul Karslıoğlu Belgesel jüri başkanlığı yapcak festival boyunca Kayserililerle buluşacak.

2-) İnciiii burnum uzadı mı ?

Minik Barış'ın o masum sesiyle İnciii diye seslenişi muhtemelen hepimizin kulaklarındadır.Birçok ödül alan ve 1989 yılında ilk kez Oscar'a aday adayı olan bu güzel filmin yönetmeni Tunç BaşaranAltın Çınar Film Festivalinde yer alacak.

3-)Herkesin kıskandığı güzellik Janset PAÇAL

Ayrılsak da Beraberiz'in Berna'sı , Yarım Elma'nın Gonca'sı, Çerkes olmanın verdiği avantajla zamana meydan okuyan herkesin kıskandığı güzel oyuncu Kayseriyi ve Altın Çınar Film festivalini renklendirecek.

4-) Jude Law mı Alican Yücesoy mu ?

Son Osmanlı Yandım Ali,Sen de Gitme,Adanalı,Şubat ve son olarak İntikam dizisiyle karşımıza çıkan ve sosyal medyada Jude Law'a olan benzerliği ile kendisinden söz ettiren başarılı oyuncu 21-25 Mayıs Tarihleri arasında Kayserili sinemaseverler ile buluşacak.Tercih yapmak ise size kalacak

5-) Genç Yetenek Kürşat Kızbaz

Genç yönetmenlerin hayali olan Hollywood tarzı film ortaya koymaktansa  kendi değerlerimiz olan ve tümeden bir yapım ortaya koymak istediği için konu olarak Mevlana'yı Çanakkale'yi Yunus Emre'yi konu alan  "Gece Yarısı Ekspresi" imajını yıkmaya çalışan ve bu yolda hızla ilerleyen Kızbaz'ın son filmi olan "Yunus Emre Aşkın Sesi" Altın Çınar Film Festivali kapsamında film gösterimi ve söyleşisi olacak.

6-) Tarih Kokan Sokak

Kayseri'nin birçok noktasında festival havası yaşanacak elbet, fakat öyle bir sokak var ki gelenlerin bir anda arnavut kaldırımıyla eskiye döneceği, kilisi ile camiyi yan yana göreceği, buram buram tarih kokan Ali Saip Paşa sokağı da sinemaseverlere ilham olacak nitelikte bir yer.

7-) Böyle Bir Yerde Film İzlediğinizi Hayal Edebiliyor musunuz ?

21-25 Mayıs tarihleri arasında hayal etmenize gerek kalmayacak ,izleyeceksiniz.

8-) Her şey burada söylenmez elbet

Detaylı bilgi için ;
#altıncınarfilmfest

12 Mayıs Mavi Ring Filmi Etkinliği

12 Mayis 2014 Pazartesi günü Adana Seyhan Kültür Merkezi'nde Mavi Ring Filmi'ne Tüm Arkadaslari bekliyoruz ...Saat 19:00 ve 21:00'da gösterilecektir.



Biletler ; Öğrenci 7,5 TL
             Normal  10 TL 


Filmin özeti için tıklayınız..



Yönetmen:Ömer Leventoğlu
Senaryo:Fuat Kav
Oyuncular:Ezgi Çelik, Nazmi Kırık, Kemal Ulusoy, Diyar Dersim, Giyasettin Şehir
Orijinal Adı:Mavi Ring
Yapımcı Firma:Fer Film Prodüksiyon
Yapım Yılı:2012 (Türkiye)
Orijinal Dili:Türkçe
Filmin Süresi:0 dakika
Vizyon Tarihi:21.03.2014
Filmin Konusu:Eskişehir Hapishanesi’nde, açlık grevinin 35’inci gününde, tutuklular, gecenin bir vakti hücrelerinden zorla çıkartılırlar. Özel olarak yapılmış çelikten bir ringin, hücrelerine tıka basa doldurulurlar, süresi, yönü ve sonu belirsiz bir ölüm yolculuğuna çıkartılırlar. Bu yolda herkes başka bir yolculuk yapmaktadır. Mahkûmlar için ölüm olan bu yolculuk Binbaşı Mustafa için intikam, Doktor Pınar için ise hayatı, insanı ve iktidarı yeniden tanıma yolculuğudur.

Mavi Ring Filmi


        Mavi Ring Filmi


Eskişehir Devlet Hastanesi'nde uzman doktor olarak çalışan Pınar, bir gece yarısı başhekimlikten aldığı bir görevle, daha önce görmediği bir yere gönderilir. Daha önce hiç dikkat etmediği bir bölge olan bu yer, bir hapishanedir. Bu büyük hapishanede, muhalefet yapmakta olan örgütlerin önemli siyasi tutukluları bulunmaktadır ve bu tutuklular hapishane yönetimini ve adalet sistemini protesto etmek için açlık grevine başlayalı bir ay olmuştur. Hapishane yöneticileri ve bakanlık üyeleri ise tutukluları sevk edip hapishaneyi kapatarak olayı örtbas etmenin peşindedir ve Doktor Pınar'ın hapishaneye çağırıldığı gün tutuklular sevk araçlarına doluşturulmuştur bile. Pınar'dan beklenen şey ise olayı örtbas etmeleri için kullanacakları bir doktor imzasıdır. 

Fuat Kav'ın kitabından esinlenilerek beyazperdeye aktarılan filmin yönetmen koltuğunda Ömer Leventoğlu bulunmakta.

İstanbul Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu

33. İstanbul Film Festivali’nde ödüller 19 Nisan akşamı Cemal Reşit Rey’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.



Ulusal Yarışma Altın Lale Ödülleri:
En İyi Film: Ben O Değilim (Yön. Tayfun Pirselimoğlu)
En İyi Yönetmen: Onur Ünlü (İtirazım Var)
Jüri Özel Ödülü: Bir Varmış Bir Yokmuş (Yön. Kazım Öz)
En İyi Senaryo: Tayfun Pirselimoğlu (Ben O Değilim)
En İyi Kadın Oyuncu: Vahide Perçin (Ayhan Hanım)
En İyi Erkek Oyuncu: Serken Keskin (İtirazım Var)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Ahmet Sesigürgil (Silsile)
En İyi Kurgu: Reha Erdem (Şarkı Söyleyen Kadınlar)
En İyi Müzik: Ali Tekbaş, Serhat Bostancı, A. İmran Erin (Sesime Gel) ve G. Komendakis (Ben O Değilim)
Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülleri:
En İyi Film: Körlük / Blind (Yön. Eskil Vogt)
Jüri Özel Ödülü: Taş Bebek / Papusza (Yön. Joanna Kos-Krauze, Krzysztof Krauze)
FIPRESCI Ödülleri:
Ulusal Yarışma’da Bir Varmış Bir Yokmuş (Yön. Kazım Öz)
Uluslararası Yarışma’da Dünyada 20.000 Gün / 20.000 Days On Earth (Yön. Iain Forsyth, Jane Pollard)
Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (Face): Eksik Resim / L’image manquante (Yön. Rithy Panh)
Özel Mansiyon Ödülü: Trans X İstanbul (Yön. Maria Binder)
Radikal Gazetesi Halk Ödülü:
Ulusal Yarışma’da Sesime Gel (Yön. Hüseyin Karabey)
 Uluslararası Yarışma’da Tom Çiftlikte / Tom at the Farm (Yön. Xavier Dolan)
Cineuropa.org Ödülü:
Sesime Gel (Yön. Hüseyin Karabey)

Paris’te Türk sineması

11. Paris Türkiye Filmleri Festivali, 5-1

3 Nisan tarihlerinde düzenlenecek.



11. Paris Türkiye Filmleri Festivali, 5-13 Nisan tarihlerinde Fransa'da 1968 kuşağı sinemacılarının buluşma mekanı olarak bilinen ''Quartier Latin''  mahallesindeki tarihi ''Les Trois Luxembourg'' sinemasında gerçekleşecek.
Türkiyeli Yurttaşlar Meclisi (ACCORT),  Strasbourg'daki Odyssée Sineması ve Fransız Film Yönetmenleri Derneği (SFR) ile ortaklaşa düzenlenen festivale, Paris Belediyesi destek veriyor.
Bu yılki festivalde, Tayfun Pirselimoğlu'nun "Ben O Değilim", Mahmut Fazıl Coşkun "Yozgat Blues", Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu "Gözümün Nûru" ve Onur Ünlü'nün "Sen Aydınlatırsın Geceyi" filmleri ilk kez Parisli sinemaseverlerle buluşacak. Lusin Dink'in "Saroyanland", Batu Akyol'un "Türkiye'de Caz"  ve Can Candan'ın "Benim Çocuğum" isimli belgesel filmleri yine festival kapsamında izleyicilerle buluşacak.


Festivalde ayrıca Atalay Tasdiken'in "Meryem", Tolga Örnek'in "Senin Hikayen", Erhan Kozan'ın "Halam Geldi", Serdar Akar'ın "Behzat Ç. Ankara Yanıyor" filmleriyle, Fransız sanatçı Clarisse Hahn'ın uluslararası başarı kazanan belgeseli "Kurdish Lover" gösterilecek filmler arasında yer alıyor.
Yine festival kapsamında, Montrouge Sineması'nda yönetmen Fatih Akın'ın "Polluting Paradise" ve "Crossing the Bridge" isimli belgeselleri gösterilecek.

Adalet Önce Halktan Gelir! Michael Kohlhaas

o-michael-kohlhaas-facebook



Filmekimi kapsamında bu sene izlediğim ‘Adalet İçin’, Cannes Film Festivali Altın Palmiye’de ‘En İyi Senaryo Uyarlaması’ dalında yarışan bir eser. Orijinal ismi ‘Michael Kohlhaas’ olan film, Alman yazar  Heinrich Von Kleist’ ın romanından uyarlanmış. Filmle ilgili kritiklere geçmeden önce, bu eserin Türkiye’de neden ‘Adalet İçin’ adıyla vizyona gireceğini düşünüyorum. Anlaşılan o ki, düz bir mantıkla, son dönemde Türkiye’de yaşanılan ‘adalet’ sorununa dikkat çekilmek istenmiş. İsmin bu kadar realist bir bakış açısıyla kör göze parmak gibi verilmesi ilginç. Dünyanın en iyi romancılarından Franz Kafka’ nın ‘“bu roman ne zaman aklıma gelse gözyaşlarıma hâkim olamıyorum” diye açıkladığı ‘Michael Kohlhaas’, Avrupa tarihinin ‘adalet’ adına yaşadığı en büyük dramı anlatıyor.
Konuyu Marx’ ın ‘Yabancılaşma’ olgusuna göre değerlendirelim. Kendi ülkesine, toplumuna, sistemine, adaletine yabancılaşan Kohlhaas, derebeylikle yönetilen bir toplumda ‘at tüccarlığı’ yaparak yaşamını sürdürmektedir. Ortaçağ Fransız toplum yapısını derinlemesine gördüğümüz kareler, karakterimizin dürüst yaşamı için fazlaca gerçek kalıyor. Dürüstlük insanlık tarihinin en büyük erdemi iken, burjuva toplumunda var olan ‘para kimdeyse güç ondadır’ mantığı Kohlhaas’ ın korkulu rüyası haline dönüşüyor. Tüccarlığı sırasında atların taşınması ile ilgili bir bölgede ‘rüşvet’ vermeye zorlanmasından sonra, inatla istenilen ücreti vermemek adına direnen Kohlhaas, sonunda ‘kanunda bu paranın yeri var’ yalanıyla kandırılarak parası ve uşağı elinden alınıyor. Uşağına zulmeden bu taşra canavarlarını mahkemeye verip, elinden alınan parasının iadesini talep eden Dürüst At Tüccarı’  nı öylesine karanlık bir dönem bekliyor ki, insanın kanını donduran sahneler işte bu andan sonra karşımızda. Araya konulan hatırı sayılır adamlar sayesinde dava reddediliyor. Kohlhaas kendisine karşı işlenilen suçun cezasız kalmasına sinirlenip Prensesle konuşmak için saraya gitmenin hazırlığını yaparken, karısının ‘sanırım saraya ben gitsem daha iyi olacak’ cümlesi, olayların başladığı asıl noktayı oluşturmuş. Saraya canlı giren kadın, öldürülerek eşine teslim edilir. Prenses ‘bu işin peşini bırak, yoksa sen de karın gibi olursun’ algısı, bir ülkeyi baştan sona yakıp yıkan bir savaşı başlatır. Kohlhaas, önce kendi adamlarını silahlandırıp ormana gider ve bir gerilla savaşına girişir. Daha sonra ülkenin dört bir yanından sistem tarafından ezilen köylüler Kohlhaas’ın ordusuna katılır. Prenses yapılan savaşlarda yenilerek zor duruma düşer ve kendi ülkesine yabancılaşan Kohlhaas ile anlaşmak istediğini belirtir. Anlaşmaya göre alınan tüm paralar iade edilecek, atların zararı karşılanacak ve Prensese karşı savaşan herkese hakkı verilip, savaşanlar affedilecektir. Bu sözlere inanan karakterimiz ordusunu dağıtır, sarayla anlaşmak için masaya oturur. Fakat ‘yöneten sınıf’ yalan söylemiştir.
michael-kohlhaas
Yönetmen Arnaud Des Pallières yukarıda anlattığım olayları işlerken, karakterin aile hayatını düzenli biçimde göstermeye özen göstermiş. Öyle ki, bir at tüccarının ‘adalet’ arayışına girişmesi filmi izleyenler için sürpriz oluyor. Pasif, sessiz, çekingen Kohlhaas’ ın yaşamı, ailesine karşı işlenen suçtan sonra bambaşka şekillenmiş. Romana sonuna kadar sadık kalan senaryoda son sahnedeki karakterin çaresizliği çarpıcı biçimde aktarılırken, yönetmenin olayı fazlaca basite indirgediğine şahit oluyoruz. Prensese kafa tutan, yerleşik sistemi yok etmek için yola çıkan karakterin son bölümde biraz daha cesur gösterilmesi filmi izleyenler için etkili bir final olurdu. Mads Mikkelsen,  Bruno Ganz,  David Kross,  Sergi López,  Amira Casar karakter analizlerinde sonuna dek başarılılar. Mads Mikkelsen’ın mükemmel ‘Michael Kohlhaas’ yorumu karşısında oturduğumuz koltukta adeta çivilendik. Mikkelsen, Süreç içinde değişim gösteren bir insanın ruh halini öylesine derin analizlerle oynamış ki, karakterin her cümlesi ayrı bir anlam kazanmış. ‘Bu savaşı annem öldürüldü diye mi başlattın’ diye soru soran çocuğa ‘hayır’ cevabını verirken, ‘evet şimdi gerçek bir halk isyanını izliyoruz’ mesajı beynimize kazındı.
Adalet İçin (Michael Kohlhaas), Spartacus’ un hayat öyküsüne benzemesiyle, sinemadan sonra diziye dönüştürülecek bir konuya sahip. Filmekimi’nde izleme şansını yakaladığım yapım, 28 Mart’ta Türkiye’de sinemaseverlerin beğenesine sunulacak. Ortaçağ’ın derebeylik sistemini bizler yaşamadık, ama sonuçta ‘adalet’ üzerine yaşanılan çarpıklıklar günümüz Türkiye’sinde Ortaçağ karanlığında aynen devam ediyor. Bu ayrıntının ışığında filmi görmenizi şiddetle öneririm.
Bu yazı, Yaşam Kaya tarafından kaleme alınmıştır. // yasam.kaya@gmail.com
Devamını Oku Blogcu