16.02.2017

Dağ 2 Filmi Fragman ve Özet

Dağ 2 Filmi
İlk filmi 2012 yılında çekilen dağ filmi ikinci filminde gişe rekorları kırdı. 4 yıl sonra beklentileri yüksek tutarak 2 . filmi çekilen DAĞ 2 imdb'de 10 üzerinden 10 aldı. 

Dağ 2 filminin konusu ise ;

Bekir ve Oğuz'un yaşadığı olayların üzerinden 6 yıl geçmiştir. Özel kuvvetlere katılmak isteyen iki genç eğitimleri başarıyla tamamlayarak görevlere katılırlar. Görevleri Kuzey Irak'ta Ceyda Balaban'ı kurtarmaktır .Karışık Ortadoğu coğrafyasında tek bir düşmandan daha fazlasıyla mücadele etmek zorunda kalan 7 kişilik kurtarma operasyonu son derece tehlikeli ve zorlu olacaktır


Film senaryosunun yanı sıra Ufuk Bayraktar, Çağlar Ertuğtul, Ozan Ağaç, Murat Arkın, Bedii Akın gibi oyuncu kadrosuyla karşımıza çıkıyor. Yönetmen koltuğunda ise Alper Çağlar yer alıyor. Gerek senaryo, gerek oyuncu kadrosu ve gerek efektleri ile Dağ 2’yi kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyoruz. Dağ 2 IMDB sayfasına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.



15.02.2017

28. Ankara Uluslararası Film Festivali Juri ve Ödüller

AUFF


Halkbank'ın sponsoru olduğu Ankara Uluslararası Film Festivali'nin 'Ulusal Uzun ' film yarışması juri koltuğunda olacak isimler belli oldu .

Juri başkanlığını ödüllü yönetmen Onur Ünlü
Prof. Dr. Hasan Akbulut
Oyuncu Nihal Yalçın
Yazar Emrah Serbes

20-30 Nisan 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival bu yıl ‘ulusal uzun’, ‘belgesel’, ‘kısa’ ‘temalı kısa’ ve ‘proje geliştirme’ kategorilerinde toplamda 190.000 TL destek verecek. 


Ödüller; En İyi Ulusal Uzun Filme: 50.000 TL, Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film Yönetmenine: 10.000 TL olarak belirlendi. Belgesel dalında En iyi Belgesele: 20.000 TL, 2. Filme: 10.000 TL, 3. Filme: 5.000 TL,Kısa Film dalında ise, En iyi Kısa Filme: 10.000 TL, 2. Filme: 5.000 TL, 3. Filme ise: 2.500 TL destek verilecek. Ayrıca bu yıl ilk kez Almanya Ankara Büyükelçiliği ile ‘Kadın Hakları İnsan Haklarıdır’ temalı Kısa Film Yarışması gerçekleştirilecek. Yarışma kapsamında En iyi Kısa filme: 10.000 TL, 2. Filme: 5.000 TL, 3. Filme: 2.500 TL ödül verilecek.


28. Ankara Uluslararası Film Festivali’ne başvurmak isteyen sinemacılar, başvuru süreci başlayan yarışmaların detaylı bilgilerine www.filmfestankara.org.tr  adresinden ulaşabilir ve başvurularını yapabilirler.

Film başvuruları 24 Şubat 2017 tarihine kadar devam edecektir..

14.02.2017

Deli Aşk Filmi Afiş ve Fragman



Kaman Kardeşler ve Cem Yılmaz'ın yeni komedi filminden poster ve fragman geldi..

CMYLMZ Fikir Sanat & Nu Look'un yapımcılığının üstlendiği Deli Aşk filmi sinemada ses getireceğe benziyor .Senaryosunu Kardeş payı dizisi ve Kaçma Birader filmleri ile isimleri duyulan yönetmenler Emrah ve Murat KAMAN Kardeşler'in yazdığı yeni komedi filmi Deli Aşk 10 Martta sinemalarda ...



Çekimleri kasım ayında tamamlanan Deli Aşk Adana ve İstanbul'da gerçekleşti.
Filmde  Cem Yılmaz küçük bir rolde karşımıza çıkacakken, kadroda Yılmaz dışında Zafer AlgözPelin AkilToygar AvanoğluŞafak PekdemirAbdullah ŞahinYasemin ÖztürkNilperi Şahinkaya ve Muhittin Korkmaz gibi isimler de yer alıyor.
Maraş dondurmacısı Ekrem'in sevdiği kız Neşe'nin sevgisini kazanmaya çalışırken başına gelen komik olayları ele alıyor . ,

10 Martta Vizyanda

15.01.2017

Recep İvedik 5 (2017) Fragmanı

Recep İVEDİK 5
Şahan Gökbakar seri filmi Recep İvedik 5 ile tekrardan sinemalarda. Beşinci filmi ile tekrar sinema ekranlarına gelen Şahan Gökbakar'ın bu seferki maceralarının fragmanını izliyoruz.


16 Şubat 2017
2017 - Türkiye
Komedi




                     Recep İvedik 5                                        16 Şubatta tüm sinemalarda..


27.05.2016

Sermiyan Midyat´ın Yeni Filmi.. ´Bir Baba Hindu´ Fragmanı

Bizi ay lav yu filmi ile güldüren Sermiyan Midyat şimdi de bir baba hindu ile izleyenleri güldüreceğe benziyor . 
Filmanalizcileri ailesi olarak Türk filmlerini tanıtmaya devam ediyoruz . Takipte Kalın..



"Bir Baba Hindu" Yakında Sinemalarda!
Türkiye’den Hindistan’a uzanan bir komedi! Aşık olduğu kızın peşinden Mumbai’ye giden Fadıl’ın hikayesini anlatan Bir Baba Hindu, izleyiciyi Hindistan’ın renkli sokaklarında kahkahası hiç dinmeyen bir maceraya çıkarıyor. Fadıl aşkı uğruna bütün imkanları reddedip çok tuhaf ve komik durumlara düşerken, hikaye izleyiciye aşkın kuvvetini de gösteriyor.

Senaristliğini, yönetmenliğini ve başrolünü Sermiyan Midyat’ın üstlendiği yapımın kadrosunda 2010’da Hindistan ve Dünya Güzeli seçilmiş Nicole Faria’nın yanı sıra Burak Satıbol, Şafak Sezer, Füsun Demirel, Zeynep Kankonde, Hakan Akın ve Bülent Kayabaş da var. Sermiyan Midyat’ın ilk defa söz ve beste yazıp söylediği bir şarkıyı da içeren Bir Baba Hindu, dans sahneleriyle de izleyiciye unutulmayacak bir seyir vaat ediyor.

Oyuncular: 
Sermiyan Midyat, Burak Satıbol, Nicole Faria, Şafak Sezer, Zeynep Kankonde, Hakan Akın, Füsun Demirel, Ayhan Taş, Osman Alkaş, Begüm Öner, Muhittin Korkmaz
Konuk Oyuncular: 
Bülent Kayabaş
Yönetmen: 
Sermiyan Midyat
Yazarlar: 
Sermiyan Midyat
Yapımcı: 
Necati Akpınar




Yeni Film Cinni: Uyanış Bügün Sinemalarda !!

Cinni: Uyanış bugün itibariyle seyircileriyle buluşacak. Rock müziğin sevilen ismi Emre Aydın'ın "hayalimi gerçekleştirdim" olarak nitelediği yerli korku filmi Cinni: Uyanış rock sanatçısının yönetmen koltuğuna oturduğu ilk film. Başrollerini Eda Köksal, Gökçen Gökçebağ ve Merve Deniz paylaştığı filmin senaryosu da Aydın'a ait. 
Dilara çocukluğunda zor yıllar geçirmiş, kendi halinde yaşayan, çok dışarı çıkmayan bir kadındır. Bu monoton hayatı, bir gece evinin bahçesinde tanımadığı bir adamın cesedinin yanında uyanmasıyla tamamen değişir. O geceden sonra, onu dehşete düşüren, paranormal olaylar yaşamaya başlar. Ev arkadaşı Merve, Dilara'nın anlattıklarına şüpheyle yaklaşıyor olsa da, ona yardım etmek için bir psikiyatrist ve bir din hocasıyla bağlantıya geçer. Kendisine neler olduğunu, kimlerin veya nelerin ona musallat olduğunu bulmaya çalışırken, asıl gerçekle yüzleşir.


Kaynak : beyazperde.com

15.04.2016

DANS LA MAİSON (EVDE) FİLMİ GÖSTERGEBİLİMSEL FİLM ANALİZİ




Gösterime giriş tarihi: 24 Mayıs 2013 (Türkiye)
Yönetmen: François Ozon
Film müziğinin bestecisi: Philippe Rombi
Oyuncu direktörleri: Sarah Teper, Leila Fournier
Ödüller: En İyi Senarist Dalında Avrupa Film Ödülü





Film bir okulda 16 yaşındaki bir öğrenci ve öğretmenin arasında geçmektedir. Fransızca öğretmeni olan germain' in öğrencilerinden bir kompozisyon yazmalarını ister. öğrencisi Claude'un ilginç  yazma yeteneğini farkeden öğretmenin öğrencisiyle arasındaki ilişkisi üzerinedir.Yazdığı kompozisyon bir evde geçmekte ve bu sınıftaki arkadaşını ve ailesi hakkında bir insanın gözlemleme açlığını çarpıcı bir gerçeklikle anlatmaktadır.
Filmin başında müdür okulun artık bir lise değil bir pilot lisesi olduğunu söylüyor ve bununla beraber farklı kültürlerde olan öğrencilere yeni bir üniforma takdim ediyor. Öğrenciler okula başlıyorlar ve filmde sürekli evde dahil karakterler üniformalıdır bu aslında bir nevi baskıcı, kötü, kalitesiz bir eğitim sisteminin bir etkisi olarak çarpıyor  gözümüze...
Claude' un öğretmeni Germain ona yardım eder ve yazdığı yazılar hakkında ders verir. Claude ise yazmaya devam etmek için Rafa'ya matematik çalıştırmayı teklif eder ve Rafa kabul eder artık evdedir. Rafa' babasından ve annesiden bahseder, onların gizli hayatlarından ve sıkıcılığından... 
Germain  karısının sanat galerisini sex shop olarak görüyor. Karısı galeriyi kapatılmasını istemez ve germain ve karısı çatışmalar yaşar.galerideki hitlerin  konu alınıp yapılmış resimler görülüyor.Ve galeriye gelecek olan ikizler,,,ikizler aslında aynı görünürler fakat farklı fikirlere sahiptirler.  
Bu arada Claude Esther 'e olan ilgisinden dolayı onunla bağ kurmaya çalışır ve esther' le beraber evde kalırlar ve suluboya resimler hakkında konuşurlar. Rafa iş hayatında sürekli sorunlar yaşayan bir karakter ve Esther unutuyor bu yüzden,,, 
Claude yazdığı her kompozisyonda öğretmeni Germain'le nasıl değiştirmesi yada neye müdahelede bulunacağı hakkında konuşurlar. Ona nasıl bir yol izlemesi gerektiğini nasıl çözerim sorusunu yanıtlamasını ister.

GÖSTERGE ÇÖZÜMLEMESİ
Okulun pilot lisesi olmasıyla öğrencilerin üniforma değişikliği yapılması aslında eğitimin gelecek nesilleri nasıl bir birey yetiştirdiğini işaret eder.burada tek tip aynı bireyler yetiştiğini gösterir izleyiciye,,, Fransızca öğretmeni Germain'in kendisinde olmayan yeteneği öğrencisinde görüp onun üzerinde öğretmenlik mesleğini sergilemek ister. sınıftaki karatahta bir nevi yine eğitimin içler acısı bir durumda olduğunu gösteren bir sembol gibidir. Claude arkadaşı rafa ile matematik çalışarak aslında onu bir nevi sömürüyordur dostluk adı altında.Claude'un rafa ve ailesi hakkında alaycı olarak yazılar  yazması gizliliğin açılması orta sınıf bir ailenin hayatını anlatarak toplumun değerlerine gönderme yapmıştır.
Germain karısının sanat gelerisini bir sex shop gibi görmesi, aslında günümüz sanatının modern sanatın nerede olduğu vurgular. Özel hayatların saygı görmemesi,
Filmde hikayeyi anlatırken içinde olması ve altarnatif bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. 
Gösterge
Gösteren
Gösterilen
Okul
Öğrenciler
Lise
Edebiyat
insan
yetenek
Karatahta
Okulun düzeni
Eğitimin yanlışlığı
Matematik sınavı
İki oğlan
Dostluk sömürü
alay
Aile
İnsanlar arasındaki sınıf farkları
gizlilik
yazılar
Gizlilik işgali
Röntgencilik tabiri
Altarnatif gerçeklik
Gençlik endişesi
Asarak intihar
insan
Gelecek neslin ölümü
Sanat galerisi
sanatçı
Sanat,modern sanat
Karı koca ilişkisi
öpücük
Aşağılama
En iyi arkadaş
Ev ödevi
Arkadaş ilişkisi
Öğretmen öğrenci ilişkisi
Sınıf
Genç çocuk
üniforma
öğrenciler
Saradan insanlar,tek tip yetiştirme anlayışı
Sınav kağıtları
Öğrenciler
Gelecek neslin ne durumda olduğu
Gizlilik
İnsan
Saygı










































DİZİSEL VE DİSİMSEL GÖSTERGE
Filmde bulduğumuz zıtlıklar fimi oluşturan kavramlar diyebiliriz sanırım. Bunlar;
Genç
yaşlı
Sıradan
Farklı
Siyah
Beyaz
Gerçek
Hayal
Gizli
Açık
Öğretmen yaşlıdır ve olgundur öğrencisi ise gençtir ve olgun bir birey değildir.Claude sıra orta sınıf bir kadını anlatıyor çünkü kendisini faklı görüyor ve sıradan olanları gözlemliyor. Öğrenciler için ak-kara koyun gibi bir benzetme yapıyor öğretmen. filmin Öğretmenin yazıya müdahelede bulunmasıyla bir gerçeklik ve hayal arasında gidip geliyoruz. 
KODLAR

Eğitimin gelecek nesiller üzerindeki büyük etkisini, ve eğitimin niteliksiz bireyler yetiştiren kurumlara dönüştüğünü gözler önüne sermektedir. toplumsal değerlerin ve ahlakın değişimine de etkisi olduğunu anlatmıştır.






10.03.2016

14. Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali

12 Mart – 30 Nisan

Bu yılki yolculuğuna 12 Mart’ta İstanbul’da başlayacak Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 26-27 Mart’ta Hatay, 2-3 Nisan’da Adana, 9-10 Nisan’da Bodrum, 16-17 Nisan’da Mardin, 23-24 Nisan’da İzmir ve 29-30 Nisan’da Van’da izleyiciyle buluşacak. Festival, kadın cinayetlerine dikkat çekmek için bu yılki temasını ‘Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır’ olarak belirlemiş. Festivalde, geçtiğimiz senelerden aşina olduğumuz ‘Kadınların Sineması’, ‘Kendine Ait Bir Cüzdan’ ve ‘Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler’ adlı bölümlerin yanı sıra ‘Kadın Cinayetleri Önlenebilir – Kadın Dayanışması Yaşatır’,
‘ Video-Art Seçkisi’, ‘Kadınlar Vardır’ gibi yeni bölümler de yer alacak. Programda dikkat çeken yapımlar arasında usta yönetmenlerin son filmleri bulunuyor. Kim Longinotto
imzalı belgesel Düş Kapanı (Dreamcatcher), Naomi Kawase’nin son filmi Umudun Tarifi
 (An) ve Anna Muylaert’in Brezilya’nın Oscar adayı seçilen Annemle Geçen Yaz’ı (Que Horas Ela Volta?), festivalin kaçırılmaması gereken yapımlarından.
Kendine has üslubuyla feminist sinemaya birbirinden önemli filmler armağan eden ve geçtiğimiz yıl Ekim ayında aramızdan ayrılan Chantal Akerman’ın tam on altı filmi, Filmmor ve İstanbul Modern işbirliğiyle gerçekleştirilecek toplu gösterimde izleyicilerle buluşacak. ‘Chantal Hakkında Her Şey’ adlı bölümde gösterilecek filmler arasında, yönetmenin on sekiz yaşında çektiği kısa filmi Patlat Şehri (Saute Ma Ville, 1968), bir ev kadınının günlük hayatına odaklanan başyapıtı Jeanne Dielman, 23, Quai du Commerce, 1080 Bruxelles (1975), son filmlerinden Budala Almayer (La Folie Almayer, 2011) ve annesiyle ilişkisine odaklandığı son
‘Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Kadınların Sineması’ adlı bölümde, Tahran’da bir kadın ve bir adamın gündelik hayatını anlatan Kırmızı Gül (Red Rose, 2014) ve Mısır toplumundaki dinî geleneklerin kadınların yaşamındaki etkisini ele alan Viola Shafik imzalı belgesel Işık Ana ve Kızları’nın (The Mother of Light and Her Daughters) da aralarında yer aldığı toplam dokuz film seyircilerle buluşacak. Viola Shafik ayrıca, 18 Mart’ta düzenlenecek söyleşide, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da kadın sinemacı olmaya dair görüşlerini ve deneyimlerini izleyicilerle paylaşacak.
Festivalin temasıyla aynı başlığı taşıyan ‘Kadın Cinayetleri Önlenebilir – Kadın Dayanışması Yaşatır’ bölümünde ise yönetmen koltuğunda Maryam Ebrahimi ve Nima Sarvestani’nin oturduğu 2012 yapımı Parmaklıklar Ardından Burkasız (No Burqas Behind Bars) dikkat çekiyor. Belgesel, Taliban sonrası Afganistan’da “ahlaki suçların” kadınları cendereye almak için nasıl kullanıldığını tutuklu kadınların tanıklığıyla anlatıyor. Festivalin ‘Kadınlar Vardır’ bölümündeyse, geçtiğimiz yılın önemli yapımlarından biri olan Diren: Zamanı Geldi (Suffragette) gösterilecek. Sarah Gavron’un filmi, 1910’lu yıllarda İngiltere’deki Süfrajet hareketine katılan kadınların temel hak
ve özgürlükleri için verdikleri mücadeleye odaklanıyor. Diren: Zamanı Geldi, festivalin kaçırılmaması gereken filmlerinden biri.
Festivalde filmlerin yanı sıra atölyeler, forumlar ve paneller de gerçekleştirilecek. 12 Mart’ta Aynalı Geçit’te ‘Kadın Cinayetleri Nasıl Filmleştirilmeli?’ atölyesi, 19 Mart’ta Aynalı Geçit’te ‘Kadın Cinayetleri Nasıl Önlenebilir?’ forumu ve 20 Mart’ta İtalyan Kültür Merkezi’nde ‘Bizim Süfrajetler: Osmanlı’da Kadınların Oy Hakkı Mücadelesi’ paneli düzenleniyor. Festivalle birlikte, artık gelenekselleşen Altın Bamya Ödülleri de sahiplerini bulacak. Sinemada cinsiyetçiliğin azalması hedefiyle verilen ödüller için sinemaseverler 15 Mart’a kadar oylarını www.altinbamya.org sitesi üzerinden kullanabilirler.

27.01.2016

BACK TO THE FUTURE / GELECEĞE DÖNÜŞ FİLMİ ÇÖZÜMLEMESİ

Yönetmen koltuğuna Robert Zemeckis’in oturduğu filmin senaryosunu yine Zemeckis ve Bob Gale birlikte yazmıştır. Filmin oyuncu kadrosunda Michael J. Fox, Christopher Lloyd, Lea Thampson, Crispin Glower ve Thomas F. Wilson gibi birbirinden yetenekli ve başarılı oyuncular yer alıyor. Bilimkurgu seven herkesin gönlünde taht kurmuştur  ve  gerçek anlamıyla bir “Efsane “ olmuştur…


Film 1985 yılında çekilmiştir. Filmin ana karakteri Marty Mcfly(Michael J. Fox), tipik bir seksenler Amerikan gencidir. Haşarı, yaramaz, düzensiz… Ve de rock’n roll meraklısı… Tabii bir de sevgilisi vardır. Marty’nin en yakın arkadaşı, tuhaf buluşları olan ve etrafta “Deli” olarak bilinen Doc. Emmet Brown(Christopher Lloyd)’dur. Marty bir gün Doktor’un zaman makinasına çevirdiği bir arabayla(Delorean), bir aksilik sonucu 1955 yılına gider. Burada istemeden annesi ve babasının gençlik dönemlerine denk gelip, onların bir şekilde tanışmalarını engeller. Ve çok daha kötü bir şey olur: Marty’nin annesi Lorraine(Lea Thampson) Marty’e aşık olur. Tabii bu Marty’nin ileriki hayatını etkileyecektir ve en kısa sürede annesi ve babasının tanışmalarını, birbirlerine aşık olmalarını sağlayamazsa kendisi de yok olacaktır. Burada Marty’nin, Bif(Thomas F.Wilson)’la girdiği mücadele anlatılır. Bu mücadele sonunda Marty, annesi ve babasını birbirine aşık etmeyi başarır ve 1985 yılına geri döner. Tabii 1955 yılındaki Doc. Emmet Brown’u zor da olsa ikna etmiş ve onun yardımıyla bunu başarmıştır. Zaman makinasının geleceğe gitmek için ihtiyacı olan 1.21 Jigovatlık enerjiyi de bir yıldırım vasıtası ile elde ettiklerini unutmamak gerek.

Önemli ayrıntılar


filmin başlarında marty okuldaki seçmelere çıkıp, grubu fazla gürültülü oldugu gerekçesiyle kabul edilmediğinde jennifer ile konuşmaktadır ve jennifer demo kasedini bir yapım şirketine göndermesi konusunda marty e ısrar etmektedir. marty de "ya begenmezlerse, ya başarısız oldugumu söylerlerse, ya defol git ufaklık sende gelecek yok derlerse, ben böyle bir şeye katlanabileceğimi sanmıyorum" der.
filmin ilerleyen kısımlarında marty geçmişe gittiğinde babasının bilimkurgu hikayeleri yazdığını görür ve okumak ister fakat george okutmaz ve " ya begenmezlerse, ya işe yaramaz biri oldugumu söylerlerse, böyle şeyleri insanların anlaması kolay olmaz herhalde" der.. marty de bir iki saniye kadar düşünür kendini ve "hayır hiç zor değil..." der kısık sesiyle..
diyaloglar, sadece ingilizcede anlam ifade edebilen çok pis kelime oyunları içermektedir. o yüzden ister altyazılı izlensin, ister star'ın efsane yekta kopan dublajlısı izlensin, yine de bazı diyaloglar anlaşılmamaktadır. illa ki ingilizce anlayıp, ingilizce seyretmek
gerekmektedir


örneğin ilk filmde, 1955 yılındaki cafede marty telefon edip geri döndüğünde tezgahtar ile aralarında şöyle bir diyalog geçer.
tezgahtar: bir şey ısmarlayacak mısın evlat?
marty: bir soda alayım. (veya bir su alayım, hede alayım. burası çevirmenin insafına kalmış)
tezgahtar: bir şey ısmarlamazsan sana hesabı veremem. (farklı bir çeviride de su isteyen marty'ye "su veremem başka bir şey söyle" diyor. niye su veremiyorsa artık)
marty: tamam. bir diyet kola verin o zaman.
tezgahtar: eğer kola istiyorsan dostum, bunu ödeyebilmelisin.
marty: bana sadece içinde şeker olmayan bir şey verin, olur mu?

Bu diyaloglardan hiçbir şey anlaşılmaz. marty hesap istemedi ki "bir şey ısmarlamadan hesabı veremem" diyorsun. hem ısmarladı ya işte. soda istedi. para ödeyemem falan da demedi ki "kola için para ödemelisin" diye belirtiyorsun. hem öyle olsa tezgahtar "kola için para ödemelisin" dediğinde, "ödeyeceğiz herhalde bedava içecek halimiz yok" demesi lazımdı, niye fikrini değiştirip koladan vazgeçiyor? dünyanın en anlamsız diyaloğu oluyor biz dublajlı veya altyazılı izleyenler için.

oysa ki bu diyaloğun orijinali nasıl?
tezgahtar: are you gonna order something, kid?
marty: give me a tab.
tezgahtar: i can't give you a tab unless you order something.
marty: right. give me a pepsi free.
tezgahtar: you want a pepsi, pal, you're going to pay for it.
marty: just give me something without any sugar in it, okay?

marty şekersiz içecek seven bir arkadaştır. kolayı olsun, gazozu olsun diyetinden, şekersizinden içer. bunu filmin en başlarında görürüz.
 tab, ingilizcede hesap anlamına gelen bir kelimedir. aynı zamanda da coca cola company'nin 1963 yılında yani marty'nin bulunduğu yıldan sonraki yıllarda çıkardığı şekersiz içecektir (şimdiki zero gibi düşünün. "bana bi zero ver" dersiniz ya hani).
yani marty ilk cümlede "bana bir tab* ver" demektedir. ama tezgahtar tab'in ne olduğunu bilmediğinden marty'nin hesap istediğini zannetmekte ve "bir şey içmedin ki neyin hesabını vereyim" demektedir.
daha sonra marty pepsi free istemektedir. pepsi free dediği pepsi'nin şekersiz ve de kafeinsiz ürününün ticari adı. "madem coca cola'nın şekersiz içeceğinden yok, o zaman pepsi'nin şekersizinden ver" demek istemektedir. fakat o yıllarda daha bu ürünlerin diyeti henüz üretilmemiş demek ki, tezgahtar pepsi free'yi de "beleş pepsi" diye anlamakta ve "pepsi istiyorsan ödeme yapman gerekir" demektedir.
en sonunda marty pes edip "şekersiz ne varsa onu ver bari" demektedir.
bu diyaloğu, espriyi bozmadan çevirmenin imkanı yok.
ek olarak  marty ilk filmin başlarında, evde masada diyet pepsi içiyor. yatağının başucunda diyet pepsi var. ve hatırladığım kadarıyla filmde marty'nin diyet pepsi sevmesi ile ilgili yukarıdaki diyalog dışında herhangi bir vurgu olmuyor. sanırım marty'ye filmin başında diyet pepsi içirmelerinin tek nedeni de bu yukarıdaki diyaloğu anlamlı kılabilmek. normal pepsi içiyor olsaydı yukarıdaki diyalogda pepsi ister ve içerdi.
Diğer önemli ayrıntılar ise
-          marty'nin doctor brown'in laboratuarinda gitarini taktigi alet crm 114 olarak isimlendirilmis. bu isim ayrica dr strangelove filmindeki mesaj cozucunun ismiymis. ayrica 2001 a space odyssey filmindeki jupiter aracinin seri numarasiymis. bu her iki film stanley kubricktarafindan yonetilmis.

-          marty'nin zaman yolculugu yaptigi 5 kasim time after time filminde yapilan zaman yolculugu tarihi ile aynidır.

-           filmin acilisindaki tvde haber sunucusu robert zemeckis'in yonettigi used cars filminde oynayan deborah harmon’dır

-          filmin fransız versiyonunda marty 1955'te uyandıgında annesi ona calvin klein yerine pierre cardin, italyan versiyonunda ise levi strauss diye hitap ediyor

-          marty'nin yataginin basinda kisaca gorunen rq isimli dergi (reference quarterly) sadece profesyonel kutuphanecilere* hitap eden bir dergidir.

-          doctor brown'in zaman makinesi deneyi icin marty ile bulustugu yerin adi twin pines malldur. doktor eski ciftci peabody'nin butun yerin sahibi oldugu ve orada camlar yetistirdigini soyler. marty zamanda geri gidince camlardan birini devirir. filmin sonunda ayni yere geldiginde ismi lone pine mall olarak degismistir.

-          einstein kisa zaman gezintisinde saat 1.21 'de donmustur. delorean'in zamanda yolculuk etmesi icin gereken enerji 1.21 gigawattir.

-          eric stoltz (hikayesi soyledigim gibi, ayrica bu adamla 2 hafta cektim yapmislar marty karakteri olarak) gene de filmde gorunmektedir. libya'lilar marty'e ates ettiginde marty araba atlar , ama atlayan kisi eric stoltz'dur.

-          filmin basindaki cipi kullanan kisi kevin pike'tir , filmin ozel effekt supervisori.

-          1955'teki saat kulesi ayni zamanda h g wells'in hikayesi dayali 1960 yapimi the time machine filmindeki kuleyle aynidir.

-           doctor brown'in 1950'lerdeki ofisinde duvarda dort tane fotograf veya cizimler vardir; isaac newton, ilk gercek bilimadamlarindan biri ; benjamin franklin, firtinada elektirigi bulan kisi ; thomas edison, modern elektrigi icat eden kisi ve albert einstein rolativite teorisini bulan kisi. modern fizik , elektrik akimi , guc uretimi ve zaman yolculugu hikayenin temel noktalari.

-           1955'teki yemek salonunun ismi "lou's diner" dir. 1985'de ise ayni yer "lou's aerobic center"'dir.

-          "emmett" karakterinin ismi "time" kelimesinin ters hece olarak okunusundan geliyormus (em-it).

-          libyalilar marty ve doktoru kovalarken, doktor tabancasini alir ve uc kez ates eder ama tabanca bostur . ayrica marty 1885'e giderken doktor uc kez ates eder.

-           zaman yolculuguna ulasmak icin zaman makinesi saatte 88 mil yapmasi gerekmektedir. 8 rakami yana dogru cevrildiginde sonsuzlugu sembol eder.